• Rekabet Hukuku / Rekabet Kanunu Değişikliği Üzerine

  • Rekabet Kanunu Değişikliği Görüşü

  • sayfa 1


    Rekabet Kurulu Başkanlığı 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da değişiklik yapılmasına ilişkin bir tartışma metnini Temmuz 2003 tarihinde kamuoyunun tartışmasına sundu ve 1 Ağustos 2003 tarihine kadar ilgililerin görüşlerini istedi. Tartışma Metni içerisinde bir dizi soru bulunmakta olup bunların cevabı ve değinilen konulara ilişkin görüşler isteniyordu. Bu sorulara Prof. Dr. Arif ESİN tarafından verilen görüş ve yanıtlar aşağıda sunulmaktadır.



    1. 4 üncü madde altında bentler halinde rekabeti sınırlayıcı hallere ilişkin örnekler sayılmasının maddenin uygulanmasına olumlu/olumsuz katkısının bulunduğunu düşünüyor musunuz



    1.4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4 üncü maddesi Roma Antlaşması’nın 85 inci maddesinin birinci paragrafının Türkiye Cumhuriyeti’nin 1963 yılında Avrupa Toplulukları ile akdettiği anlaşmada bir taahhüdü olarak Ankara Anlaşması’nın 16 ncı marifetiyle imza ve karar altına alınmıştır. Bunun ardından 1971 yılında imzalanan Katma Protokol’ün 43 üncü maddesi bu taahhüdü daha da belirginleştirerek doğrudan 85 ve 86 ncı madde sayılarını vazetmektedir. Bunların bir uzantısı olan 1/95 Sayılı Ortaklık Konsayi Kararı “(OKK)” ile Kurucu Antlaşmada bulunan 85 inci maddenin aynen OKK’nın 32 nci maddesine geçirilmesi ile en somut halini bulmuştur. Bu durumda 4054 sayılı yasanın başlıca maddi hükmü olan 4 üncü madde üzerinde bir oynama ya da değişiklik Anayasa’nın 90 ıncı maddesi muvacehesinde imkansızdır. Böyle bir girişimin Türkiye’nin AB’ne tam üyelik sürecine ciddi darbe yaratacak nitelik taşıdığı kuşkusuzdur. Kaldı ki Anasayasa tarafından uluslararası taahhüdlerimiz arasında kabul edilen, yukarıda sayılan bu anlaşma ve onların bir bağıtı olan protokol ve kararlar üzerinde Rekabet Kurulu’nun her hangi bir tasarrufta bulunulması hukuken mümkün değildir. Ayrıca bugün bu maddenin tadil edilmesi durumunda Türkiye tam üye olduktan sonra bir kez daha Amsterdam Antlaşması’nın 81 inci maddesine uygun olarak eski haline yeniden getirilmesi söz konusu olacaktır.



    Ancak konu 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin bentler halinde rekabeti sınırlayıcı hallere ilişkin örnekler sayılmasının Kurum tarafından etkin olarak uygulanabilmesine olanak tanımadığı üzerine bir dizi kaygıları ya da eleştirilere yönelik bir değerlendirme olarak düşünülürse; 4 üncü maddenin tadad edici özelliğinden söz etmek mümkündür. Burada haller tahdit edeci olarak kullanılmamıştır. Ayrıca örneklere rağmen Kanun’un mezkur maddesi teşebbüsler tarafından henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Bunun üzerine bir de bu fıkralar kaldırılırsa iş dünyası daha büyük bir belirsizlik ile karşı karşıya kalacaktır. Kanun ile belirlenmiş halleri kaldırıp Rekabet Kurulu’nun kendi yasası ile yetkilendirilmediği halde hukuki bağlayıcılığı olmayan yol gösterici “açıklayıcı rehberler” ile Kanunu uygulamak mümkün değildir. Ayrıca bilindiği üzere AB Komisyonu yayımladığı rehberlerde verilen örnek hallerin ya da uygulamaya yönelik yorumların Komisyonu her hangi bir rekabet ihlali soruşturmasında bağlamayacağını belirtmektedir.