• Rekabet Hukuku / De Minimis Görüşü

  • De Minimis Görüşü

  • sayfa 1


    Rekabet Kurumu


    Bilkent Plaza B3 Blok


    06530 Bilkent


    ANKARA


    İstanbul, 24.04.2000


    Rekabet Kurumu


    Sayın Başkanlığı’na,


    21.04.2000 tarihinde e-mail mesajı ile Rekabeti Sınırlayabilecek Ölçekte Olmayan Anlaşmalar Hakkında Açılayıcı Tebliğ ve Rekabeti Sınırlayabilecek Ölçekte Olmayan Anlaşmalar Hakkında Açıklayıcı Tebliğ’in Gerekçesi ve Tebliğ Taslağında Yer Alan Bazı Hususların Açıklanması üzerine hazırlanmış olan taslak metinleri almış bulunuyoruz.


    ESC Consulting bünyesinde Rekabet Hukuku alanında uzman kabul edilebilecek akademisyenler, avukatlar ve rekabet iktisatçıları ile yapılan tartışmalar sonucu Ek’te makama arz edilen görüş hazırlanmıştır.


    İşbirliğimizin devamını diler, en derin saygılarımızı arz ederim.


    Prof.Dr.Arif ESİN




    EK: ESC Consulting’in Görüşü


    Rekabeti Sınırlayabilecek Ölçekte Olmayan Anlaşmalar


    Hakkında Açılayıcı Tebliğ


    Üzerine


    Görüş


    Ulusların rekabet politikalarının teşebbüs hürriyetini güvence altına alan kurallar manzumesi ile oluşturulması gerekliliği tartışılmaz olguların başında gelir ve teşebbüs hürriyetinin güvence altına alınmasında en önemli koşulun antitröst kavramıyla geliştirilebileceği düşünülmelidir.


    Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 167. maddesi bu noktada modern bir anlayışa sahiptir. 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ise bu doğrultuda milli mevzuatımız içerisinde yer alan en önemli düzenlemedir.


    Öte yandan, tüm Dünya’da Rekabet Hukuku’nun ahlaki ve sosyal değerlere büyük önem verdiği bilinmektedir. Müteşebbisler ve sermayedarlar kendi zenginliklerini yaratma yolunda kıyasıya bir mücadeleye girerken, karşılığında tüketicinin yararı ve onun korunması üzerine, pazardaki tüm ekonomik aktörlerin eşit şartlarda rekabete girmeleri ve KOBİ’lerin büyük işletmelerin yanı sıra ekonomik hayatta rol almalarını sağlayıcı tedbirler üzerine ciddi güvenceler aramaktadırlar. Aksi halde parlamenter sisteme dayalı serbest piyasa ekonomisinin gelişmesi ve sosyal refahın sermaye paylaşımı yoluyla tabana yayılması mümkün değildir.


    Bu nedenlerdendir ki, Rekabet düzenlemelerinin temel hedeflerinin başında teşebbüsler arasında rekabeti bozucu ya da kısıtlayıcı engeller geliştirilmesinin, hakim durumun kötüye kullanılmasının ve rekabeti sınırlayıcı ya da bozucu devlet yardımlarının önlenmesi ve etkin rekabetin tesis edilerek gelişmenin ve tüketicinin yararına doğru hareket eden bir fiyat rekabetinin sağlanması gelmektedir.


    Rekabet Hukuku’nda rekabeti kısıtlayıcı ya da engelleyici per se yasaklara göz yummak mümkün değildir ve bu yöndeki ihlallere karşı caydırıcı kararlar almak Rekabet Otoriteleri’nin asli görevidir. Ancak per se yasaklanan eylemler ile mücadele edilirken kanunlarda yer alan hükümlerin yanında bu yasak eylemlerin piyasalardaki etkisini de gözardı etmek mümkün değildir. Nitekim Türk Rekabet Hukuku’nun büyük ölçüde esinlendiği ve AT-Türkiye Gümrük Birliği Alanı’nı etkilediği ölçüde Topluluk kurumlarının oluşturduğu içtihatları kabul ettiği Avrupa Birliği Rekabet Hukuku’nda, ATAD, aldığı bir çok kararda piyasalara etkisi bulunmayan ama düzenlemelerin lafzına aykırı eylemlerin cezalandırıldığı kararları bozmuştur.


    Yukarıda sözü edilen unsurlar Rekabet Hukuku’nda ölçekler meselesini gündeme getirmiştir.