• Rekabet Hukuku / Rekabet Kurulu Raporu Üzerine

  • Rekabet Kurulu Raporu Üzerine

  • sayfa 1


    Prof.Dr.Arif ESİN


    İstanbul, 15 Mart 1999


    Sayın İsmail Hakkı Karakelle,


    Rekabet Kurumu Mesleki Daireler Faaliyet Raporu’nu büyük bir heyecan ile okudum. Öncelikle katkıda bulunanları candan kutlarım.


    Geçen şu kısa sürede oldukça önemli yol alındığı görülüyor. Ancak bu temponun arttırılarak daha ileri aşamalara ulaşılması gerekiyor. Türkiye’de çok geç uygulanma imkanı bulunan Rekabet Hukuku’nun anlatılması ve rekabet kültürünün benimsetilmesi için tüm kesimlere büyük görevler düşmektedir. Bu itibarla Rapor’a ilişkin görüşlerimi Ek’de sunuyorum.


    Saygılarımla


    Prof.Dr.Arif ESİN


    Mesleki Daireler Faaliyet Raporu üzerine Görüş ve Öneriler


    1. Rapor’un teknik açıdan değerlendirilmesi:



    • Rapor, yazım tekniği açısından akıcı ve anlaşılabilir bir dilde kaleme alınmış. Rekabet Hukuku üzerine uzman olmayanların dahi rahatlıkla anlayabileceği bu uslup, kamuoyunda konularımıza ilgi duyulmasını sağlayacaktır.

    • Gizlilik sınırlarının zorlanmadığı, bununla birlikte şeffaflık ilkesine uyulduğu rahatça gözlenmektedir.

    • Kanun’un 42 (2) maddesi gereği reddilen başvuruların kısaca nedenlerinin Rekabet Hukuku anlamında açıklanması ilk yıllarda belki faydalı olurdu. Rekabet Kurulu’nun şikayetleri değerlendirmeye almamasına yargı yolunun açık olması nedeni ile, bu mekanizmanın fazlaca tüketilmesinin önlenmesi bakımından ilk yıllarda kamuoyunun bilgilendirilmesi faydalı olabilir.

    • Menfi tespit, bireysel muafiyet ve birleşme/devralma başvurularının kamuoyuna duyurulması isabetli bir düşüncedir.

    • Rapor’da yer verilen konulara ilişkin emsal teşkil edecek bazı önemli kararların bulunması ise ilgili kesimleri geliştirici niteliktedir. Özellikle Kurul Görüşleri’nin yayımlanması yerinde bir girişimdir.

    • Rapor’da Rekabet Kurumu’nun uluslararası kuruluşlar ile sağladığı diyalog ve işbirliğinin anlatılmasının, Kurum’un şeffaflığı bakımından son derece yararlı olduğunu düşünmekteyim.


    2. Rapor’un Görüş ve Düşünceler Bölümünün değerlendirilmesi:


    • Öncelikle Kurum’a bugüne kadar olduğu gibi nitelikli eleman alınmasına devam edilmelidir. Ayrıca Rekabet Hukuku’nun nitel özellikleri göz önünde bulundurulduğunda hizmet içi eğitim büyük önem kazanmaktadır. Hizmet içi eğitim değerli bilim adamlarımızın Kurum’da verdiği ek bilgilerin dışında yurdışında rekabet olaylarında uzmanlaşmış hukuk danışmanlığı firmalarında yapılacak stajlar ile tesis edilebilir. Birebir dosya üzerinde çalışmak teorik çalışmalardan da ileri bir eğitimdir. Elbette bu tür stajların Türkiye’de bu alanda faaliyet gösteren bürolarda yapılmasının büyük sakıncalar yaratacağını burada belirtmek yersiz bir hatırlatmadır.


    Ayrıca Komisyon’da yapılacak stajların devamı büyük önem arz etmektedir.


    • Rekabet Kurumu’nda uzman yardımcıları arasından informel bir grubun ATAD içtihatları üzerine uzmanlaşması çok önemlidir. Bu konuda Brüksel’de gördüğüm örneği aktarmak isterim. Büyük hukuk bürolarında genç hukukçulardan içtihat tarama işine ilgi duyanlar ayırılarak bir küme haline getiriliyorlar. Bunlar üçyüz bin sayfaya varan içtihatları tarayarak bir dizi sınıflandırma yapıyorlar. Bugün için bilgisayar teknolojisinin ulaştığı nokta itibariyle, bu gayet kolay ve zevkli bir iştir. Böylelikle herhangi bir konu Kurum’a intikal ettiğinde öncelikle o alandaki mevcut içtihatlar çıkartılabilir, ayrıca da ilgili alanda olmasa dahi emsal mahiyetteki kararların bilinmesi sağlanabilir.


    • Her ne kadar yasa koyucunun görevi olsa da, devlet yardımlarının 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamına alınması için ön çalışmaların başlatılması gerekmektedir. Burada kişisel önerim şudur: Gerekli yasal düzenlemeden sonra Rekabet Kurulu 1998/5 biçiminde bir tebliği yayımlayacaktır. Burada 1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın 34 (2) maddesi kapsamındaki devlet yardımları Hükümet tarafından yürürlüğe konulmadan önce Teşvik Uygulama marifetiyle Rekabet Kurulu’nun görüşüne başvurulacaktır. Buna karşın 34 (3) maddesi kapsamındaki yardımlar için 1997/2 benzeri diğer bir tebliğ ile teşebbüsler devlet yardımını kullanmadan önce Rekabet Kurulu’ndan menfi tespit belgesi alacaklardır. Ayrıca da 1/95 Sayılı Karar’ın 39 (f) maddesinde belirtilen 12 MECU eşiği altındaki devlet yardımları için Rekabet Kurulu’nun izni ya da görüşüne müracaat edilmeyecektir.


    Öte yandan Bülent Çamlıca’nın bu husustaki diğer bir yaklaşımı da kayda değerdir. Özetle bu görüş, “müşterek piyasalarda rekabet halinde bulunan malların üretimine ilişkin farklı teşvik (ve maliyet) oluşumuna sahip teşebbüsler arasında oluşacak rekabet ortamının, Kanun’un Kapsam maddesinde yeraldığı üzere ‘ ... rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemler bu Kanun kapsamına girer.’ hükmüne istinaden ve Kanun’un 30 (f) maddesi hükmü çerçevesinde, yasal düzenleme yapılmaksızın, Kurum’a tebliğler yoluyla düzenleme yapma olanağı tanımaktadır” şeklindedir. Bu yaklaşım dolaylı bir ilinti kurar nitelikte olsa da, geliştirilmesi halinde 1998/5 Tebliği etkisini yaratabilecek bir düzenlemenin hukuki temelinin oluşturulması açısından kullanılabilir. Rekabet Kurumu’nca devreye sokulabilecek bu tip bir düzenleme ise, gerekli yasal düzenleme yapılana kadar Teşvik Uygulama’nın denetlenmesi biçiminde olmayıp, teşvik kullananların piyasa faaliyetlerinin sürekli denetlenmesi biçiminde işlev kazanabilir. Böylelikle teşviklendirilmiş mal ve hizmetlerin rekabet piyasaları üzerine yaratacağı etkiler izlenebilir ve başta yeni geliştirilen bölgesel enerji teşvikleri olmak üzere, sayısız uyumlu eyleme veya şikayet başvurusuna konu olabilecek gelişmeler de kontrol altına alınabilir.


    • Rekabet Kurulu hızla diğer grup muafiyeti tebliğlerini çıkartmalıdır. Aksi durumda Kurul, teşebbüslerin her seferinde usulüne uygun olarak ve Topluluk tüzüklerine uyumlu olarak yapılan bildirimlere bireysel muafiyet vermek durumunda kalacaktır (OKK 1/95, 39 (2) (b) gereğince). Bu durum ise luzumsuz yere Kurum’un iş yükünü arttırma ve rekabet ihlalelerinin üzerine yaptığı çalışmaları aksatma durumunu yaratabilir. Bu bağlamda Teknoloji Transferi’ne ilişkin Grup Muafiyeti tebliğine öncelik verilmesini öneriyorum.


    • 1997/1 Sayılı Tebliğ’in ekinde yer alan Form 2’nin OECD’nin Uluslarüstü Birleşme ve Devralmalar üzerine Çerçeve Bildirim Formu esas alınarak düzenlenmesinde büyük fayda vardır. Mevcut Form her ne kadar ihtiyaca cevap verse de gelecek bu yönde şekillenmektedir.


    • Kurum’a yapılan bildirimlerin 20 nüsha olarak hazırlanması hususu gereksiz bir kırtasiyeyi ortaya çıkartmaktadır. Kaç nüsha olması üzerine bir öneri geliştiremiyorum, ancak 7 nüsha yeterli gibi görünüyor.


    • Mevzuat, açıkça, usulüne uygun yapılmamış bildirimlerin yapılmamış sayılacağını belirtmektedir. Ancak yasanın ilk uygulama dönemlerinde her türlü ve eksik bildirimin kabul edildiği görüldü. Nitekim Kurum, bu tür bildirimleri kabul etmesine rağmen, ilerleyen aylarda eksiklerin tamamlanması yönünde teşebbüslere ek yazılar gönderdi. Hatta ilgili form ile bildirilmeyen sözleşmeleri dahi, süresi dahilinde yapıldığını göz önünde bulundurarak, hangi form ile bildirilmesi gerektiğini anlattı. Bu anlayış rekabet kültürünün ülkemizde yaygınlaştırılması bakımından iyi niyetli bir yaklaşımdır. Ancak bundan sonraki dönemlerde kesinlikle usulune uygun olarak yapılmamış bildirimlerin kabul edilmemesi gerekmektedir.


    • Rekabet Hukuku, teşebbüsler arasındaki ilişkileri kapsamaktadır. Teşebbüs kavramı ise, ekonomik bakımdan aynı merkezden kontrolü üstlenilmiş olan ve mal veya hizmet piyasalarında etki yaratacak biçimde üretim ve pazarlama gibi davranışları üstlenmiş olan birimleri ifade etmektedir. Bu birimler kimi zaman bir gerçek kişi olabileceği gibi, sermaye ve fonksyonel anlamda aynı merkeze bağlı bulunan tüzel kişilerce oluşturulmuş ekonomik grupları da kapsamaktadır. Diğer bir ifadeyle, hukuken bağımsız birimler olmakla beraber, ekonomik olarak aynı merkez veya birbirleri tarafından kontrol edilen tüzel kişiler bir arada “teşebbüs” olarak ele alınmaktadır ve bu gibi topluluklar “tek ekonomik bütünlük” oluşturmaktadırlar.