• İhale Hukuku / Makaleler

  • Deprem ve Kamu İhaleleri Gerçeği - Prof. Dr. Arif ESİN (06.05.2003)

  • Türkiye son bir aydır yine depremlerle sarsılıyor. Yaklaşık bir hafta önce meydana gelen Bingöl depreminde ne yazık ki yine aynı manzaralarla karşılaştık. Bundan sonra olması beklenen Marmara ve diğer bölge depremleri açısından da yeterli önlemlerin alınmadığı herkesçe bilinen bir gerçek. Kim bilir belki de Türk halkı krizlerle yaşadığı depremlerden dolayı gerçek depremlere karşı kendini bir hayli cesur hissediyordur. Ne de olsa hepimiz hazırlıklıyız…

    Depremlerde en önemli hasarların meydana geldiği ve en çok insanı yitirdiğimiz yapıların kamu binaları olması da işin başka bir ilginç yönü. Deprem sonrasında kameraların yakaladığı bir görüntüde yaşlı bir vatandaş şÃ¶yle diyordu: Benim yaptığım ahır bile yıkılmadı, bunların yaptığı koskoca binalar yıkılıyor. Bu ne biçim iş anlamadım!
    Gerçekten de bu ne biçim iş anlamakta zorlanıyoruz. Bunun sebebine gelince aslında sorumluluk hem devletin hem de hizmeti yerine getirenlerin. Bugüne kadar devlet ihalelerinde uygulanan usul uyarınca yapım işleri devlet tarafından hep en ucuz teklifi veren gerçek ve tüzel kişilere verildi. Herkes gibi kriz üstüne kriz yaşayan inşaat firmaları da az olsun ama iş olsun mantığıyla fiyatlarını çekebildikleri kadar aşağı çektiler. Bu da beraberinde firmaları, yapılarda niteliksiz malzeme kullanma veya olması gerekenden az malzeme kullanma ve bu şekilde ucuza mal etme yoluna itti.

    Peki bu yapıların inşasında yer alan gerçek ve tüzel kişilerin maliyeti düşÃ¼rme çabaları ile giriştikleri bu yarış ne kadar hukuki ve ne kadar etik. Ancak bizim öyle bir hukuk sistemimiz var ki, istihdam eden kişiyi yanında çalıştırdığı kendi işÃ§ilerinin en ufak şekilde yaralanmasından bile sorumlu tutmasına karşın, binaların yapımında malzemeden çalan aynı istihdam edeni bir çok insanın hayatına son vermesine karşılık layık ki olduğu cezaya çarptırmıyor. Sistem caydırıcı olmayınca da aynı eylemler tekrarlanmaya devam ediyor.

    Peki bundan sonra ne olacak ve yeni ihale kanunu bu konuda nasıl işleyecek? Yeni İhale Kanunu’nun 40. maddesine göre; “ ....ihale, ekonomik açıdan en avantajlı teklifi veren isteklinin üzerinde bırakılır.

    Ekonomik açıdan en avantajlı teklifin sadece en düşÃ¼k fiyat esasına göre belirlenmesinin mümkün olmadığı durumlarda; işletme ve bakım maliyeti, maliyet etkinliği, verimlilik, kalite ve teknik değer gibi fiyat dışındaki unsurlar dikkate alınarak ekonomik açıdan en avantajlı teklif belirlenir.”

    Yukarıda anılan maddenin uygulanması daha doğru bir deyimle, doğru ve yerinde bir şekilde uygulanması Kamu İhale Kurumu’nun elindedir. Buna göre Kurum bundan sonra depremler ve ölümlerden canı yanan Türk insanı adına fiyat dışında kalite ve teknik değer unsurlarını ön planda tutarak ve Kanun’un lafzından gelen esnekliği kullanaraktan kendine özgü bir uygulama şekli yaratmalıdır. Bu şekilde genel anlamda Kanun’un ruhu ile de uyum sağlanmış olacaktır.