• Rekabet Hukuku / Rekabet Bülteni

  • Sayı : 14 / Yıl : 2010

  • Rekabet Bülteni

  • 1400/2002 Sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründe Grup Muafiyeti Hakkında Komisyon Tüzüğü’ne Göre Çok Markalı Dağıtım ve Tamirci Ağlarına Erişim: Uygulama Alanı ve Amaçları


    Prof.Dr.Arif ESİN
    ESC Consulting

    Giriş

    Avrupa Topluluğu Anlaşması 81. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında ortak pazar içerisinde rekabeti engelleyici, kısıtlayıcı veya bozucu nitelikteki anlaşmaların yasak olduğunu öngörmektedir.
    Aynı maddenin 3. fıkrası bu alandaki anlaşma, karar ve uyumlu eylemler için bir muafiyet rejimi öngörmektedir.

    1475/1995 sayılı bir önceki grup muafiyeti tüzüğü üreticilerin kartel oluşturma ve fiyat belirleme gibi rekabeti engelleyici faaliyetlerini önleyemediği için Avrupa Komisyonu harekete geçerek 1400/2002 sayılı tüzüğü kabul etmiştir.

    Avrupa Komisyonu , anlaşmanın hükümlerin uygulanmasını kolaylaştırmak için 1400/2002 sayılı motorlu taşıtlar sektöründe dağıtım ve bakım anlaşmalarıyla ilgili grup muafiyeti tüzüğünü yayımlamıştır. 1 Ekim 2002 tarihinde yürürlüğe giren bu tüzük, 81. maddenin 3. fıkrasının motorlu taşıtlar sektöründe dikey anlaşmalara ve uyumlu eylemlere uygulanmasına ilişkin açıklamalar getirmektedir.


    Sözkonusu tüzük, uygulamada birtakım soruları da beraberinde getirmektedir. Bunlardan en önemli iki tanesi şunlardır:

    a) birden fazla markalı araba satışı ve bunların bakım ve tamiri için gerekli koşullar

    b) tamirciler için yetkili dağıtım ağı üyesi olmanın koşulları.

    Avrupa Komisyonu bu iki önemli soruya ilişkin açıklamalarını BMW ve General Motors davalarında yapmıştır.
    BMW ve General Motors davaları Avrupa Birliği üyesi ülkelerdeki dağıtıcı derneklerinin şikayetleri üzerine ortaya çıkmıştır. Bu şikayetler BMW ve General Motors’un sahip olduğu Opel’in yaptığı satış ve bakım anlaşmalarının yeni tüzüğe uygun olmadığı yönündeydi. İddialar, çok markalı dağıtım ve bakımın unsurlarına göre bu anlaşmalar tarafından düzenlenen seçici dağıtım sisteminin kısıtlayıcı olduğu yönünüdeydi.

    Çok markalılık konusunda 1400/2002 sayılı tüzüğün amacı, satıcı ve tamircilerin farklı markaların arabalarının satış ve bakımını yapabilmelerini ve bu konudaki seçim şanslarını arttırmaktır.

    Sonuç olarak, BMW ve General Motors, Avrupa Komisyonu’nun getirdiği açıklamalar doğrultusunda , satış ve bakım anlaşmalarını yeniden düzenleyerek sözkonusu tüzüğe uygun hale getirdiler.

    Bu makalede, 1400/2002 sayılı tüzüğün amacı olan çok markalılığı sağlayarak rekabeti arttırma ve yetkili tamirci ağlarına erişim konuları incelenecektir.


    I) 1400/2002 Sayılı Komisyon Tüzüğüne Göre Çok Markalı Dağıtım

    1400/2002 sayılı Komisyon tüzüğü yürürlüğe girmeden önce neredeyse tüm araç üreticileri tek markalı dağıtım sistemini kullanıyorlardı. Böylelikle, üreticiler ürünlerini ve bakım hizmetlerini kendi dağıtıcıları aracılığıyla arzetmekteydiler.
    Sözkonusu tüzüğün bu alandaki amacı ise dağıtıcılara tek bir marka yerine birden fazla araç üreticisinden farklı markalar alabilme serbestisi kazandırmaktır.
    Böylelikle, yetkili satıcıların yanısıra tüketiciler de birden çok markaya ait araçları karşılaştırma imkanı bulabilmektedir.
    Bu durum aynı zamanda yetkili satıcılara mali açıdan daha avantajlı dağıtım şekillerini benimseme olanağı tanımaktadır.
    Groupement d’achat Edouard Leclerc/ Commisssion davasında Avrupa Birliği Bidayet Mahkemesi, katı seçici dağıtım sistemlerinin alternatif ve yenileyici dağıtım sistemlerine yer bırakmayarak, 81(1). Madde kapsamında sorunlar doğurabileceğini açıklamıştır.
    Satış sonrası hizmetler ve yedek parça dağıtımı alanında, Avrupa Birliği’ndeki araba üreticilerinin önemli bir kısmı niteliksel veya niceliksel seçici dağıtım sistemlerini kullanmaktadır.
    Yetkili satıcılar, çok markalı dağıtım sistemini, sabit maliyetlerini daha büyük satış hacimlerine yayarak, mevcut yatırımlarını daha iyi kullanmanın bir yolu olarak görmektedirler.

    Bu durum ise satış servislerinin kalitesine zarar vermeksizin perakende fiyatlarındaki rekabeti arttırabilmektedir.

    1400/2002 sayılı tüzük, 5. maddesinde çok markalı araba dağıtımını özel koşul olarak değerlendirmektedir. Aynı madde 1. fıkrasında satıcılara getirilen rekabet etmeme yükümlülüğünün 1. maddenin grup muafiyeti kapsamına girmediğini öngörmektedir.
    1. ve 5 maddeler,dolaylı kısıtlamaların yani, doğrudan rekabet etmeme yükümlülüğünün sonuçlarına benzer sonuçlar doğurabilecek yükümlülüklerinin de grup muafiyetinden yararlanamayacağını belirtmektedir.

    Bu anlamda yeni tüzüğün amacı,yetkili satıcıların, farklı markaların arabalarını satmak için, mevcut olanaklarını serbestçe kullanabilmelerini sağlamaktır.
    1475/1995 sayılı grup muafiyetleriyle ilgili bir önceki tüzüğün aksine yeni tüzük, yetkili satıcıların farklı markaların satışında ayrı satış yerlerinin olması yükümlülüğünü muafiyet kapsamına almamaktadır.

    Yeni tüzüğe göre üreticilerin, markalar arasındaki karışıklığı engellemek amacıyla yetkili satıcılara getireceği her markayı galerinin farklı bölümlerinde sergileme yükümlülüğü muafiyetten yararlanmakatadır. Bunun için tek koşul, bu durumun diğer markaların sergilenmesini veya satışını zorlaştırmaması veya tamamen imkansız kılmamasıdır.

    BMW ve General Motors davaları Avrupa Komisyonu’na 1400/2002 sayılı yeni tüzüğün uygulama alanıyla ilgili yorum ve değerlendirme yapma fırsatı vererek, bu alandaki sözleşme hükümlerine ilişkin açıklamalar getirmiştir.

    a) Çok Markalılık ve Satış Ofislerinin Kullanımı

    BMW ve General Motors’un dikey anlaşmalarında yetkili satıcıların mevcut satış ofislerinde birden fazla markayı barındırmalarına dair birtakım kısıtlamalar bulunuyordu. Sözü edilen davanın temelinde yatan şikayetlerden biri de budur. Bu konu hakkında Rekabet Genel Müdürlüğü’nün başlattığı soruşturmalar sonucunda BMW ve General Motors sözü edilen kısıtlamaları kaldırarak yetkili satıcıların farklı markaları satmak için, galerinin bir bölümünün kendi markalarının sergilenmesine ayrılması şartıyla, tüm kolaylıkları kullanılabileceğini açıkladılar.
    Böylelikle, araba üreticileri farklı markaların birarada bulunma prensibini sarih olarak kabul etmiş bulundular.

    b) Satış Hedeflerini Belirleme Yöntemleri ve Uyuşmazlıkların Çözümü

    General Motors davasında önemli şikayetlerden biri de araba üreticilernin yetkili satıcılar için belirlediği satış hedefleri konusundaydı.
    Şikayetçilere göre General Motors satış hedeflerini yetkili satıcılarla birlikte belirlemek yerine onalara empoze ediyordu ve bu durum da dolaylı bir rekabet etmeme yükümlülüğü oluşturduğu için 1400/2002 sayılı tüzüğü ihlal etmekteydi.

    Rekabet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan soruşturmaya göre Opel yetkili satıcıların satış etkinliğini sattığı araba sayısı ve onun sorumluluk alanında bulunan araba sayısı ile değerlendirirdi. Bu veriler satıcının pazar payını belirlemekteydi. Daha sonra yetkili satıcının satış hedefine oranla sattığı araba sayısını hesaplayarak bu yüzdeyi Opel’in satış ağında bulunan diğer tüm yetkili satıcılarınki ile karşılaştırırdı. Bu oranın 75%’in altına düşmesi halinde ise Opel’in sözkonusu yetkili satıcıya birtakım cezalar uygulama ve hatta sözleşmeyi feshetmek yetkileri vardı.

    Bu durumun 1400/2002 sayılı tüzüğe uygun olmaması General Motors’un Komisyon tarafından cezalandırılmasıyla sonuçalanabileceği için General Motors bu konuyla ilgili analaşma hükümlerini değiştirmiştir.
    Bundan sonra söz konusu satış hedefleri üretici ve yetkili satıcı tarafından belirlenecektir.
    1400/2002 sayılı sektörel tüzük taraflar arasında çıkabilecek anlaşmazlıklar için çözüm yolunu özellikle uluslararası alanda gittikçe yaygınlaşmakta olan tahkim olarak belirlemiştir.

    Tahkim, bir uyuşmazlığın mahkemeler tarfından değil de hakem veya hakemler tarafından çözüme kavuşturulması yoludur. Yeni tüzük, tahkimle yetkili kişi veya kişilerin tarafların birlikte seçmesini öngörmektedir.
    Bu uyuşmazlıklardan bazıları tüzük tarafından mal ve hizmet sağlama yükümlülükleri, satış hedeflerinin konulması ya da bu hedeflere ulaşılması, stokn taşıma hükümlerinin yerine getirilip getirilmediği, teşhir aracı sağlama ve kullanma yükümlülüğü gibi durumlardır.


    c) Yetkili Satıcıların Rapor Etme, Hesap Kontrolü Yükümlülükleri ve Çokmarkalılık

    Başlangıçta da belirtildiği gibi 1400/2002 sayılı yeni tüzüğün amaçlarından biri de çokmarkalılığı sağlayarak motorlu taşıtlar sektöründe rekabeti arttırmaktır.
    Öte yandan bu amacı engellemeye yönelik olası anlaşmaları grup muafiyetinin dışında bırakmaktır.

    Yetkili satıcıların yükümlülükleri ise üreticilere detaylı rapor gönderme ve hesapların kontrolü yükümlülüklerini kapsamaktadır. Çokmarkalılık açısından bakıldığında sözkonusu yükümlülükler rekabet halindeki markaların önemli ticari bilgilerini kapsaması halinde çokmarkalılık önünde bir engel teşkil edebilir.

    Bu konuda BMW ve General Motors sözü edilen yükümlülüklerin diğer markaların önemli ticari bilgilerini ifşa etmek için kullanılamayacağını belirttiler.

    Ayrıca BMW, yetkili satıcının tüm işletme bilgilerinin üreticiye lazım olması halinde bu işin tarafsız bir üçüncü şahıs tarafından yapılıp üreticiye yalnızca gerekli bilgilerin ulaştırılacağını açıklamıştır.

    Rapor etme yükümlülüğü kapsamında yetkili satıcı sadece üreticinin mevcut müşterileri ile ilgili bilgileri ona iletmekle yükümlüdür.
    General Motors’un potansiyel müşterilerinin bu üreticiye ait araçlarla ilgili bilgi istemesi durumunda rapor etme yükümlülüğü bu bilgilerin üreticiye aktarılmasını da kapsar.

    d) Sergilenecek Araba Sayısı Konusundaki Yükümlülük

    Rekabet Genel Müdürlüğü, BMW ve General Motors davalarında, sergilenecek asgari araba sayısı konusundaki yükümlülüğün 1400/2002 sayılı tüzüğü ihlal ederek dolaylı bir rekabet etmeme yükümlülüğü oluşturup oluşturmadığını da inceledi.

    Pazarla ilgili veriler incelendiğinde ise BMW’nin yetkili satıcılarına başka markaların arabalarını sergileme konusunda oldukça önemli bir insiyatif bıraktığını gösterdi.

    Mevcut duruma göre, diğer markaları sergilemek için yeterli alana sahip olmayan yetkili satıcılar ise, tüm üye ülkelerde, bu imkana sahip olan yetkili satıcıların yarısından azını oluşturmaktadır. Bu gibi yetkili satıcılar için teşhir edilecek araba sayısı üç ya da dört olarak belirlenmiştir.

    Prensip olarak grup muafiyeti, araba üreticisinin arabalarının etkili bir biçimde temsil edilmesini kapsadığı için Rekabet Genel Müdürlüğü bu durumu dolaylı yoldan rekabet etmeme yükümlülüğü olarak değerlendirmedi.

    Bir yetkili satıcı için teşhir amaçlı arabalarının olması farklı modellerdeki arabaların reklamını yapabilmesi yükümlülüğünün grup muafiyeti kapsamına giren bir sonucudur. Tek markalı dağıtımdan kaynaklanan ekonomik yük dolaylı yoldan rekabet etmeme yükümlülüğü oluşturmamaktadır. Farklı markaların satışını yapmak ise ciroyu arttırarak daha fazla kar getirmektedir.

    Bununla birlikte, bir markanın yetkili satıcısı olabilmek için aranan koşulları gerçekleştirmek için yapılan masraflar dolaylı yoldan rekabet etmeme yükümlülüğü oluşturmaz.

    II ) 1400/2002 Sayılı Komisyon Tüzüğü’ne Göre Yetkili Tamirci Ağlarına Erişim ve Çok Markalı Bakım Hizmetleri

    1400/2002 sayılı tüzüğün amacı yetkili tamircilere yalnızca satış sonrası hizmet verme olanağı sağlayarak, sadece niteliksel seçici dağıtım sistemini grup muafiyeti kapsamına dahil etmektir.

    Niteliksel seçici dağıtım sistemi ise üreticiler için yetkili tamirci olmak isteyen ve niteliksel kriterleri yerine getiren tüm tamircileri, yetkili tamirci ağına dahil etme zorunluluğu getirmektedir.

    Bu yaklaşımın mantığı, pazardaki güçlerin yetkili tamirci ağlarının yoğunluğunu ve yerlerini yerel talebe göre belirleyebilmelerini sağlamaktır.
    Bunun sonucu ise yetkili tamirciler arasında etkili rekabetin sağlanması olacaktır. 1400/2002 sayılı tüzük, satış sonrası çok markalılıkla ilgili hükümlerinde ise bir taraftan, rekabet etmeme yükümlülükleriyle ilgili olan 5. maddenin 1. fıkrasının a bendinde aynı zamanda bakım ve tamir hizmetlerinin satışlarını ve yedek parça dağıtımını da kapsamaktadır. Diğer taraftan da 5. maddenin 1. fıkrasının b bendinde yetkili tamircilerin rekabet halindeki sağlayıcılardan olan araçlarına tamir ve bakım hizmetleri sunmalarına getirilen kısıtlamalar hakkındaki kuralı içermektedir. Bunun amacı da satış sonrası çok markalı faaliyetlere olanak tanımaktır.

    1400/2002 sayılı tüzüğün yukarıda sözü geçen maddeleriyle uyum sağlamak için BMW ve General Motors sözleşmelerinden, niteliksel olmayan ve yetkili tamirci ağına dahil olmak isteyen tamircileri büyük ölçüde engelleyen hükümleri kaldırdılar.

    a) Niceliksel Kriterler

    İlgili Pazar payı %30’u geçtiği için niteliksel seçici dağıtım sistemini kabul eden sağlayıcılar, sözleşmelerinde niceliksel seçici sistemi kabul etmeleri halinde, 1400/2002 sayılı tüzüğü ihlal ederek grup muafiyetinden yararlanmayacaktır.
    Niceliksel kriterler ise 1400/2002 sayılı tüzüğün 1. maddesinin 1. fıkrasının g bendinde yetkili tamirci ağındaki potansiyel yetkili tamirci sayısını doğrudan kısıtlayan kriterler olarak tanımlanmaktadır.

    Örneğin bu kriterler, asgari ciro, asgari alım yükümlülüğü ya da asgari kapasite gibi koşulları kapsar. Bu gibi kriterler, aynı bölgede varolabilecek azami dağıtıcı sayısını belirler.

    Bu anlamda, 1400/2002 sayılı tüzüğe uyum sağlamak için BMW ve General Motors sözleşmelerinde tüm niceliksel koşulları kaldırdılar.
    Özellikle BMW sözleşmelerinde asgari kapasiteye dair koşullar olan donanım, stok ve depolarla ilgili koşulları içermekteydi.
    Bu koşulların anlamı ise yetkili tamirci ağına dahil olmak isteyenlerin hizmet kapasitelerini mevcut yetkili tamircilerinkine oranla ikiye katlamaları gerektiğiydi.

    Oysa böyle bir sistem yeni tamircilerin yetkili tamirci ağına girmelerini engellemekteydi. Bu sistem aynı zamanda, sözkonusu yetkili tamirci ağlarına girilmesini zorlaştırarak bu ağlara giriş ücretlerinde yapay artışa sebep olmaktaydı.

    b) Eşdeğer Malzeme Kullanımı

    BMW ve General Motors, bakım sözleşmelerine ekledikleri yeni bir hükümle yetkili tamircilerin bilgisayar yazılımları da dahil olmak üzere tüm malzemelerini , BMW ve General Motors tarafından belirlenmiş sağlayıcılar dışındakilerden de alabileceklerini belirttiler.

    Tabii bunun için sözkonusu malzemelerin üreticilerin malzemeleriyle eşkalite ve işlevsellikte olmaları gerekmektedir.
    Bu konuda da taraflar arasında anlaşmazlık olması halinde tahkime başvurulabilir.

    Böylece yetkili tamirciler yatırımlarını sadece yüksek kalitede hizmet vermek üzere sınırlı tutabilirler.
    Bu çerçevede General Motors, rekabet halindeki markaların bakımı için yetkili tamircilerin her türlü donanım ve kolaylığı kullanabileceklerini açıkladı.
    Aynı zamnda General Motors, yetkili tamircileri sürekli olarak işyerlerinde bulundurmaları gereken özel aletlerin sayısını da düşürdü ve onlara alternatif çözümler getirebilme serbestisi tanıdı.
    Buna örnek olarak, coğrafi olarak birbirine yakın tamirciler arasında kiralama veya paylaşma olanağı verilebilir.

    c ) Ortak Alım ve Depolama

    Bu konuda BMW ve General Motors, yetkili tamircilerin ayrı depolara sahip olmak durumunda olmadıklarını belirttiler.
    Bunun yanısıra BMW, yetkili tamircilerin sadece müşteriler tarafından sıkça alınan modellerin belirli parçalarını bulundurmak durumunda olduklarını belirtti.
    Bunun dışındaki diğer yedek parçaların ise hizmet kalitesini kötü yönde etkilememek şartıyla herhangi bir yerde depolanabileceğini belirtti.
    Bu açıklamalar ve eklemeler, yetkili tamirciler arasında işbirliğinin artmasına da olanak tanımaktadır.

    Sonuç

    BMW ve General Motors soruşturmalarının sonucunda 1400/2002 sayılı tüzüğün amaçları ve yorumu hakkında önemli bilgiler vermektedir.

    Bu soruşturma kapsamında Komisyon’un dikkate alamdığı şikayetlerden biri de sözleşme taraflarının arasındaki güç dengesizliğinin sebep olduğu haksızlık iddiasıdır. Komisyon bu gibi şikayetlerin 81. madde kapsamına girmediğini fakat iç hukuk kapsamında sözleşmenin güçsüz taraflarının korunması çerçevesinde geçerli olabileceğini belirtti.

    1400/2002 sayılı tüzük Türkiye’de 2005/4 sayılı motorlu taşıtlar sektöründeki dikey anlaşmalar ve uyumlu eylemlere ilişkin grup muafiyeti tebliği olarak
    uygulamaya geçmiştir.