• Rekabet Hukuku / Yayınlarımız

  • Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (Tebliğ No:2005/4) Uygulama Esasları üzerine KILAVUZ

    • Sayfa : 1/15
      123...15>

    Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve

    Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği

     (Tebliğ No:2005/4)

    Uygulama Esasları üzerine

    KILAVUZ

     

    Prof.Dr.Arif ESİN

    Av.ÖZGÜR KAYA

    ESC Yayınları

     

    Sunum

     

    12 Kasım 2005 tarihinde Rekabet Kurulu 2005/5 Sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'ni uzun tartışmalardan sonra Resmi Gazete'de yayımladı.

     

    Bu Tebliğ araç satış ve servis faaliyetleri alanında Yetkili Satıcılara geçmişte uygulama alanı bulunmayan bir çok avantajı ve yeni hakları getirmektedir. Bunların bazılarını kısaca aşağıda belirtiliği biçimde özetlemek mümkündür.

     

    Çok marka satıcılığı serbest bırakılmıştır.

    Sadece araç satışı veya sadece servis hizmeti sunma serbestisi getirilmiştir.

    Sadece araç satışı ile uğraşılırken servis hizmetlerini taşeron yetkisiz serbest tamircilere yaptırmak mümkündür.

    Yetkili Satıcı bölge dışına satış yapmak, yeni showroom ya da tali bayi açmak imkanına kavuşmuştur.

    Yetkili Satıcı'ya satış yerini ve mekanını Distribütöre rağmen ve danışmadan değiştirme hakkı getirilmiştir.

    Münhasıran tek bir markayı yapıyorsanız personel giderlerinize Distribütör firmanın katılımı gerekmektedir.

    Yetkili Satıcı Distribütör dışında doğrudan istediği araç modellerini ve yedek parçalarıni ithal etme hakkına kavuşmuştur.

    Yetkili Satıcı ve Yetkili Servis yedek parça tedariğini Distribütör'den yapma zorunluluğu kaldırılmıştır.

    Eşdeğer yedek parça kullanımı serbest bırakılmıştır.

    Stok tutma ve satış programı üzerine çıkan uyuşmazlıklarda Yetkili Satıcılara Hakeme gitme hakkı tanınmıştır.

    Yetkili Satıcılığı bırakmanız durumunda hiçbir rekabet etmeme yasağına uğratılmadan derhal başka marka satıcılığına girişme ve servis açma hakkı verilmiştir.

    Yetkili Satıcıları ihlalelere doğrudan teklif atma imkanı getirilmiştir.

    Her Yetkili Satıcı'ya şahsına münhasır diğer yetkili satıcılardan ayrı olarak sözleşme imzalama hakkı verilmiştir.

     

    Öte yandan Otomotiv Yan Sanayicileri için de yeni sistem marifetiyle iyileştirici koşullar getirilmektedir. Eski sistemde Otomotiv Yan Sanayicileri aleyhine rekabeti engelleyici hususlar vardı. Avrupa Birliği'nde ve uyum kapsamında Türkiye'de mevzuatta değişiklik yapılmak istenmesinin temel nedeni de, rekabeti engelleyici unsurların en aza indirilme arzusudur. Eski sistemde, yetkili servislerde satılan yedek parçaların bir kısmı, araç üreticileri ve distribütör firmaların kendileri tarafından sağlanmakta olduğundan, yetkili servislerin tamir-bakım atölyelerinde tüketicilerin farklı yedek  parçalar arasında seçim hakkı yoktu.

     

    Halbuki, yeni düzenleme, yedek parça imalatçılarının yetkili servislere doğrudan erişim olanağını getirmektedir. Bu şekilde, tüketici, araç imalatçısı tarafından piyasaya sunulan orijinal yedek parçaları tercih edebileceği gibi, yedek parça imalatçıları tarafından piyasaya sunulan aynı orijinal yedek parçaları, ya da başka yedek parça imalatçıları tarafından piyasaya sunulan ve eşdeğer kalitedeki yedek parçalar olarak tarif edilen yedek parçaları tercih edebilecektir.

     

    Yetkili Servisler, yeni mevzuata göre gelecekte hem yedek parça imalatçılarından hem de araç imalatçılarından yedek parça tedarik edebilecek ve tüketiciye daha çok alternatif sunulabilecektir.

     

    Eski sistemde yedek parça üreticilerince üretilen parça ve aksamları tüketiciye ulaştıran mevcut dağıtım kanalında motorlu taşıt üreticisinin de bulunması, bu ürünlerin tüketici fiyatları mamüllere göre değişmekle birlikte % 10 ile % 80 oranında artmasına neden olmaktaydı. Bu durum, bir taraftan karın oluşumunda yedek parça üreticisi ile motorlu araç üreticisi arasında haksızlığa neden olurken parçanın tüketiciye çok daha fazla fiyatla satılması sonucunu doğurmaktaydı.

     

    Sonuçta; genel olarak bakıldığında Rekabet Kurulu tarafından hayata geçirilen bu tebliğ Otomotiv Yan Sanayicilerine üretim ve satış alanında geçmişte uygulama alanı bulunmayan bir çok avantajı ve yeni hakları getirmektedir. İşte bunlardan bazıları:

     

    Yetkili Satıcı ve Yetkili Servis'in yedek parça tedariğini Distribütör'den yapma zorunluluğu kaldırılarak doğrudan yan sanayiden tedarik hakkı getirilmiştir.

    Yetkili Servislerin bağımsız tamircilere yedek parça satma hakkı getirilmiştir.

    Servislerde eşdeğer yedek parça kullanımı serbest bırakılmıştır.

    Bir parça üreticisi tarafından belgelendirilmesi durumunda orijinal yedek parça olarak kabul edilmektedir. Aksi iddia edildiğinde araç üreticisi ya da Distribütör parçanın orijinal olmadığını ispat ile yükümlüdür.

    Eşdeğer kalitede yedek parça, bir motorlu aracın montajında kullanılan parçalara eşdeğer kalitede olduğu mevzuat gereği standartlara uygunluğunun Yan Sanayici tarafından belgelendirilmesi ile elde edilebilmektedir.

    Orijinal yedek parça, eşdeğer kalitede yedek parça, tamir ekipmanı, teşhis cihazı ya da diğer tip ekipmanların Yan Sanayici ile bir motorlu taşıt üreticisi arasında yapılan anlaşmayla, Yan Sanayici'nin söz konusu mal ve hizmetleri yetkili veya bağımsız dağıtıcılar, ya da bağımsız teşebbüsler ve son kullanıcılardan herhangi birine satma imkanı getirilmiştir.

    Yan sanayici ürettiği orijinal yedek parçalara kendi marka ve logosunu koyarak ayrıca satışa sunabilme hakkını elde etmiştir.

    Yan Sanayici'ye ana sanayicinin rakip ürünlerini üretebilme ve satma hakkı getirilmiştir.

    Yan Sanayiciler doğrudan Yetkili Servislere veya Serbest Tamircilere orijinal yedek parça satma hakkını elde etmişlerdir.

     

    Bayilere ve Yan Sanayi kuruluşlarına tanınan bu avantajların yanı sıra yeni düzenleme Üretici ve Distribütör firmalara da çok önemli bir avantaj sağlamaktadır: Marka imajlarını ve ürünlerinin kalitesini güvence altına alacak tüm olanaklar dağıtım sistemleri marifetiyle sağlanmaktadır. Her şeyden önemlisi bu yeni düzenleme ile tüketici daha güvenli, daha kaliteli ve daha uygun bedeller ödeyerek istediği tüm ürün ve servislere ulaşabilmektedir.

     

    Prof.Dr.Arif ESİN

     

     


    İçindekiler

     

    1. Genellemeler

     

    2. 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun Çerçevesinde Muafiyet Rejimi

     

    3. 2005/4 Sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin Motorlu Taşıtlar Sektöründe Antlaşma'nın 81nci Maddesi 3üncü Paragrafının Dikey Anlaşmalara ve Uyumlu Eylemlere Uygulanmasına İlişkin 1400/2002 Sayılı Komisyon Tüzüğü Doğrultusunda Uygulaması

    3.1. Avrupa Birliği Uygulamasının Ana Esasları

    3.1.1. Seçici ve Münhasır Sistemlerin Özellikleri

    3.1.2. AB Komisyonu'nda Bayi Konumunun Güçlenmesi DüşÃ¼ncesinin Egemen Olması

    3.1.3. Tahkim Müessesinin Önplana Çıkarılışı

    3.1.4. Bayinin Konumunu Güçlendirici Ek Koşullar

    3.2. Türkiye Uygulamasının Ana Esasları

    3.2.1. Yeni Düzenlemenin Kapsamı

    3.2.1.1. Pazar Payı Eşikleri Bakımından Tebliğ Kapsamı

    3.2.1.2. Fikri Hakların Kullanımı ve Devrini İçeren Dikey Anlaşmalar 3.2.1.3. Rakip Teşebbüsler Arası Yapılan Dikey Anlaşmalar

    3.2.1.4. Acentacılık Sözleşmeleri

    3.2.2.Yeni Düzenlemenin Dağıtım Sistemine Etkileri

    3.2.2.1. Münhasır Dağıtım Sistemi

    3.2.2.2. Seçici Dağıtım Sistemi

    3.2.2.3. Dağıtım Sistemlerinde Pazar Payı

    3.2.2.4. Seçici Dağıtım Sistemine Getirilen Sınırlamalar

    3.2.3. Yeni Düzenlemenin Genel Koşulları

    3.2.3.1. Dikey Anlaşmadan Doğan Hakların Devri:

    3.2.3.2. Anlaşmanın Süresi ve Fesih

    3.2.3.3. Tahkim

    3.2.4. Yeni Düzenlemenin Fiyat ve Bölge Sınırlamasına İlişkin Koşulları

    3.2.4.1 Fiyat Tespiti

    3.2.4.2 Bölge ya da Müşteri Tahsisi

    3.2.5. Grup Muafiyetine Aykırı Sınırlamalarda İstisnalar

    3.2.5.1. Münhasır Dağıtım Sistemi'nin Tercih Edilmesi Sebebiyle Bölge ya da Müşteri Konusunda Aktif Satışlara İlişkin Getirilen Kısıtlama

    3.2.5.2. Toptancı Seviyesinde Faaliyet Gösteren Bir Dağıtıcının Son Kullanıcılara Satışının Kısıtlanması

    3.2.5.3. Seçici Dağıtım Sistemi'nde Yeni Motorlu Taşıtların ve Yedek Parçaların Yetkili Olmayan Dağıtıcılara Satışının Kısıtlanması

    3.2.5.4. Birleştirme Amacıyla Sağlanan Parçaların Sağlayıcının Rakiplerine Satılması Yasağı

    3.2.6. Yeni Düzenlemenin Özel Koşulları

    3.2.7. Yeni Düzenlemenin Satış Sonrası Hizmet ve Yedek Parça Üretimi ve Dağıtımına Etkileri

    3.2.7.1. Satış ve Satış Sonrası Hizmetlerin Ayrılması

    3.2.7.2. Satış Sonrası Hizmetlerin Ayrı Ayrı Verilmesi

    3.2.7.3. Satış Sonrası Hizmetlerde Niteliksel Seçici Dağıtım, Mekan Klozu ve Çok  Markalılık

    3.2.7.4. Bağımsız Teşebbüslerin Rekabete Dahil Edilmesi

    3.2.7.5. Yedek Parça

    3.2.8. Yeni Düzenlemede Muafiyetin Geri Alınması

    3.2.9. Yürürlük ve Geçiş Süreleri

     

    4. Karşılaşılan Temel Meseleler

    4.1. Yeni Araç Satışı İlişkin Tereddütler

    4.2. Bakım Onarım Faaliyetlerine İlişkin Tereddütler

    4.3. Genel Nitelikteki Tereddütler

     

    EKLER

     

    2005/4 Sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği

     

    Commission Regulation (EC) No 1400/2002 of 31 July 2002on the application of Article 81(3) of the Treatyto categories of vertical agreements and concerted practices in the motor vehicle sector

     

     

    Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve

    Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği

    (Tebliğ No:2005/4)

    Uygulama Esasları üzerine

    KILAVUZ

     

    1. Genellemeler

     

    Avrupa Topluluğu'nun kurucu Roma Antlaşması'nın 85, 86 ve 90ıncı (Amsterdam Antlaşması'nın 81, 82 ve 86ncı) maddeleri Üye Devletler arasında mal ve hizmet ticaretinin serbestliğini sağlamak ve Ortak Pazar'da yoğun bir rekabet ortamı oluşturmak amacıyla rekabet kurallarını tanımlamaktadır.

     

    Kurucu Antlaşma'nın 85, 86 ve 90ıncı maddeleri kapsamında Konsey ve Komisyon'un tüzük, yönerge, karar ve görüşleri ile Avrupa Toplulukları Adalet Divanı (ATAD) içtihatları Birlik Rekabet Hukuku müktesebatını oluşturmaktadır.

     

    Türkiye-Avrupa Birliği Otaklık Hukuku'nda rekabet kurallarının konumu değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti, Ankara Anlaşması (1963) ve Katma Protokol (1971) ile Roma Antlaşması'nın 85, 86 ve 90ıncı maddelerine uyumlu bir rekabet kanununu yürürlüğe koymayı taahhüt etmiştir. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti, 6 Mart 1995 tarihli ve 1/95 sayılı 36ncı Dönem Ortaklık Konseyi Kararı'nın 32, 33 ve 39uncu maddeleri ile AB'nin ikincil rekabet mevzuatını da kabul etmiştir. Böylelikle AB içtihat hukuku ve muafiyet rejimi Türkiye'de geçerli kılınmıştır.

     

    Avrupa Birliği Rekabet Hukuku'na uyum kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'u 13 Aralık 1994 tarihinde yürürlüğe koymuştur.

     

    4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde Rekabet Kurulu, Kanun'un yürürlüğe girmesinden 27 ay sonra, 1997 yılının Mart ayında faaliyete geçmiştir. Rekabet Kurulu hızlı bir yapılanma ile Rekabet Kurumu'nu oluşturmuş, uzman personel yapılanmasını sağlamış, ilk planda çalışmalarına başlayabilmesi için gerekli olan üç yönetmelik ve altı tebliğ yayımlamış ve 5 Kasım 1997 itibarıyla etkin olarak faaliyete başlamıştır.

     

    Rekabet Kurulu, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un birinci temel yasak alanı olarak tanımlanan ve 4üncü maddesine vazedilen teşebbüsler arasında rekabeti kısıtlayıcı nitelikteki anlaşma karar ve uyumlu eylemlere tüketici yararına olması kaydıyla, süre ve şartları sınırlı olarak üretimde ve dağıtımda ekonomik ve teknolojik iyileşmeyi hedeflemesi halinde muafiyetin geri alınması hakkını da saklı tutarak grup ya da bireysel muafiyetler tanınmaktadır.

     

    2. 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun Çerçevesinde Muafiyet Rejimi

     

    4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un muafiyet rejimi, yalnızca birinci temel yasak alan olarak ele alınan, anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları marifetiyle teşebbüslerin rekabeti sınırlayıcı nitelikte faaliyet göstermelerine ilişkin yasağa bazı muafiyetler getirmektedir. Söz konusu muafiyet rejimi temel ilkelerini 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 5inci maddesinden almaktadır ve bu temel ilkeler Birlik Antlaşması'nın 81 (3) maddesi ile uyumludur.

     

    Sonuç olarak mer'i ve cari mevzuata göre anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararlarının; malların üretim ve dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında gelişme ve iyileşmelere olanak tanıması, ekonomik ve teknik gelişme sağlaması kaydıyla ve ayrıca bundan tüketicilerin yarar görmesi halinde, anılan anlaşma, karar ve uyumlu eylemler kanunun 4üncü maddesinden şartlı olarak muafiyet kazanırlar.

     

    Buna karşılık hakim durumun kötüye kullanılması ya da rekabeti sınırlayıcı nitelikte birleşme ve devralmalara ilişkin herhangi bir muafiyet bulunmamaktadır. Öte yandan yoğunlaşma işlemi ile oluşmuş olsun ya da olmasın, hakim durumdaki teşebbüsler de Kanun'un 4üncü maddesi kapsamında yer alabilirler. Bu durumda hakim duruma sahip olan bir teşebbüsün de anlaşma veya uyumlu eylemleri, Kanun'un 4üncü maddesinden muafiyet kazanabilir. Fakat bu muafiyet, ilgili teşebbüse hakim durumunu kötüye kullanma olanağını ya da bundan muafiyeti sağlamaz.

     

    Rekabet Kurulu AB mevzuatına uyumlu kalmak kaydıyla bazı iş kolları ya da iş türlerine grup muafiyetleri tanıyarak, bu alanlarda faaliyet gösteren teşebbüsleri toplu olarak Kanun'un 4üncü maddesinden muaf tutmaktadır.

     

    Öte yandan teşebbüslere Rekabet Kurulu, muafiyetin temel muafiyet ilkelerine uyumlu olması kaydıyla, bazı şartları da koyarak teşebbüslerin ilgili anlaşmalarına ya da uyumlu eylemlerine ve teşebbüs birliği kararlarına bireysel muafiyet tanıyabilir.

     

    Rekabet Kurulu, Grup Muafiyeti ya da bireysel muafiyet uygulamalarında, 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı'nın 39/2-a Maddesi uyarınca Avrupa Birliği'nin muafiyet rejimini esas alır ve piyasalardaki markalararası veya marka içi rekabetin geliştirilmesi ilkesini gözetir. Kurul'un Mart 1997'de oluşturulmasından itibaren, Rekabet Kurumu Teşkilatını oluşturduğu 5.11.1997 tarihine kadar dağıtım kanallarının yapılanmasında esas olan iki Grup Muafiyeti Tebliği yayımlamıştır. Bunların ardından dağıtıma ilişkin olarak motorlu taşıtlar ve franchise anlaşmalarını kapsayan iki adet tebliğ daha yayımlanmıştır.

     

    Söz konusu Grup Muafiyetleri;

     

    1997/3 Sayılı Tek Elden Dağıtım Anlaşmaları'na ilişkin Grup Muafiyeti[1]

    1997/3 Sayılı Tek Elden Dağıtım Anlaşmaları'na ilişkin Grup Muafiyeti [2]

    1998/7 Franchise Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği[3]

    1998/3 Sayılı Motorlu Taşıtlar Dağıtım ve Servis Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'dir.[4]

     

    Ancak zaman içerisinde AB mevzuatına uyum kapsamında bu ilk jenerasyon dağıtım tebliğlerinin tümü yürürlükten kaldırılarak yerlerine;

     

    2002/2 Sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği[5]

    2003/2 Sayılı Araştırma ve Geliştirme Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği[6]

    2005/4 Sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği[7]

     

    yayımlanmıştır.

     

    Bu muafiyetler dağıtım sistemlerindeki genel rekabetçi yapıyı aksatmayacak ölçüde tanınan muafiyetlerdir. Temel tartışma, dikey ve yatay piyasa oluşumlarında marka içi ve markalararası rekabetin tesisi ve korunmasıdır. Anılan muafiyet tebliğleri, bazı marka içi rekabet kısıtlamalarına, markalararası rekabeti teşvik etmek gayesi ile Kanun'un 4üncü maddesinden muafiyet tanınması üzerinedir.

     

    Öte yandan 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı'na göre Rekabet Kurulu'nun, Avrupa Topluluğu'nda yürürlükte bulunan diğer grup muafiyetlerine ilişkin tebliğleri 1997 yılı sonuna değin yürürlüğe koyması gerekmekteydi. Ancak Kurul aşağıda vazedilen grup muafiyeti tebliğlerini AB'ne uyum kapsamında henüz yayımlamamıştır.

      Sayfa : 1/15
      123...15>