• Rekabet Hukuku / Yayınlarımız

  • AVRUPA REKABET HUKUKU SON GELİŞMELER ve KOBİ'LER : Prof.Dr.Arif ESİN

    • Sayfa : 1/4
      1234>





    AVRUPA REKABET HUKUKU 

    SON GELİŞMELER ve KOBİ'LER



    Prof.Dr.Arif ESİN


    Avrupa Topluluğu Rekabet Hukuku'nun esasları, kurucu Roma Antlaşması'nın hazırlanmasına ilişkin 1956 yılındaki Messine çalışmaları sırasında gündeme geldi. Kurucu Antlaşma'nın hazırlıyıcıları Avrupa'nın hür teşebbüs ve serbest piyasa ekonomisi üzerine kurulmasını düşÃ¼nüyorlardı. Bu bağlamda da, Topluluğun rekabet politikasının teşebbüs hürriyetini güvence altına alan kurallar manzumesi ile oluşturulması gerekliliği tartışılmaz olguların başında geliyordu. 



    Teşebbüs hürriyetinin güvence altına alınmasındaki siyasi yaklaşımların ötesinde en önemli koşulun antitröst kavramıyla geliştirilebileceği düşÃ¼nülüyordu. O dönemde görünen en ciddi birikim 1889 yılından kalan bir Kanada yasası ve 1890 yılına ilişkin A.B.D'deki Sherman Act olarak kabul edilmekteydi. Ancak Sherman Act, oldukça popülist (bugün ki anlamıyla sosyal demokrat) bir yaklaşım ile tasarlanmıştı; hatta sonradan görülecektir ki, 1970 yılına kadar Amerikan antitröst kuralları daima Demokrat Partinin yönetiminde geliştirilmiştir. 



    Messine çalışma grubunda Topluluk rekabet politikasına ilişkin tezler tartışılırken, diğer ilginç bir olgu da o dönemde İngiltere'de iktidarda olan İşÃ§i Partisi'nin Avrupa'nın oldukça liberal bir bakış açısı ile kurulmaya çalışıldığını ileri sürerek çalışma grubunu terk etmesidir. Böylelikle bir yanda esinlenilmesi düşÃ¼nülen bir hayli sosyal söylemi olan Sherman Act ve öte yanda Avrupa'nın daha liberal bir yapılanma ihtiyacı, Topluluk rekabet kurallarının tartışma odağını oluşturmaktaydı. Nitekim Kurucu Antlaşma'nın tasarlayıcıları Amerikan rekabet hukukunun kaygılarını taşımamış ve Avrupa'ya özgün ve Avrupa'nın ihtiyaçları doğrultusunda bir sistemi ortaya koymuşlardır. İşte bu nokta da rekabet hukukuna ilişkin üç sistem yaklaşımından söz etmek mükündür: Harvard ve Chicago Öğretileri ve bunların arasında kalan Brüksel Öğretisi.



    Topluluk rekabet sistemine yön veren Brüksel Öğretisi'nin diğer yaklaşımlar ile karşılaştırıldığında üç temel özelliği içerdiği görülmektedir. 



    Birinci özellik, Topluluk Rekabet Hukuku'nun siyasi bir yaklaşıma dayandırılmasıdır. Nitekim Topluluk Rekabet Hukuku, Üye Devletler'e kısmi bir egemenlik devrini zorunlu kılmaktadır. Buradaki temel amaç, tek bir pazarın tesis edilmesine yardımcı olmaktır. İşte bu noktada Amerikan Rekabet Hukuku ile Topluluk hukukunun temel farklılığı ortaya çıkmaktadır: Toplulukta temel kaygının tek pazarı entegrasyon marifetiyle kurmak ve bu anlamda da sermayeye daha rahat hareket serbestisi sağlamak amacıyla eksik rekabetin önlenmesi olduğu gözlemlenirken; Amerikan hukukunda federal ekonomik alanlarda zaten 19. yy sonlarından itibaren varolan kartellerin ve büyük tröstlerin monopolistik eğilimleri ile mücadele etmenin temel kaygıyı oluşturduğu gözlemlenmektedir.


      Sayfa : 1/4
      1234>