• Rekabet Hukuku / Yayınlarımız

  • Rekabet Hukuku Kitabı Prof. Dr. Arif Esin

    • Sayfa : 1/49
      123...49>


    Rekabet Hukuku Kitabı

    Prof. Dr. Arif ESİN

    Rekabet Hukuku kitabını PDF formatında indirebilmek için tıklayın
     

     

    GİRİŞ

    Bu çalışmanın temel amacı Avrupa Topluluğu Rekabet Hukuku'nun irdelenmesi ve Türkiye'nin uluslararası yükümlükleri içerisinde yeralan Ankara Anlaşması'nın (1963) 16, Katma Protokol'ün (1971) 43. maddelerinde vazedilen esaslar doğrultusunda ve 1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararı'nın 32, 33 ve 39. maddeleri ile mevzuat uyumlu olarak yasalaşan 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'u doğrudan bağlayan içtihatların Topluluk Rekabet Hukuku kapsamında incelenmesidir.

    Avrupa Topluluğu'nu kuran Roma Antlaşması'nın 85, 86 ve 90. maddeleri Üye Devletler arasında mal ve hizmet ticaretinin serbestliğini sağlamak ve Ortak Pazar'da yoğun bir rekabet ortamı oluşturmak amacıyla rekabet kurallarını tanımlamaktadır.

    Kurucu Antlaşma'nın 85, 86 ve 90. maddeleri kapsamında Konsey ve Komisyon'un tüzük, yönerge, karar, görüş, duyuru ve Avrupa Toplulukları Adalet Divanı (ATAD) ve Bidayet Mahkemesi içtihatları, Topluluk Rekabet Hukuku'nun müktesebatını oluşturmaktadır.

    Rekabet Hukuku açısından, Türkiye-AT ilişkilerinde Türkiye Cumhuriyeti, Ankara Anlaşması ve Katma Protokol ile Roma Antlaşması'nın 85, 86 ve 90. maddelerine uyumlu bir rekabet kanununu yürürlüğe sokmayı taahhüt etmiştir.

    Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti, 6 Mart 1995 tarihli ve 1/95 Sayılı 36. Dönem Ortaklık Konseyi Kararı'nın 32, 33 ve 39 maddeleri ile tüm rekabet mevzuatını aynı ilkeler doğrultusunda kabul etmiştir. Böylelikle AT içtihat hukuku ve muafiyet rejimi Türkiye'de uygulama alanı bulmuştur.

    AT ile Türkiye arasında rekabet mevzuatının uyumlaştırılmasının temel amaçlarının, Türkiye'nin AT'ye tam üyelik yolunda mevzuat uyumunun sağlanması ve malların, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımı hedefine yönelik olarak Ortak Pazar'daki mevzuat ortamının Türkiye'de de tesisi, AT ve Türkiye'nin uyguladıkları antidamping uygulamalarının durdurulması ve sonuç olarak Türkiye'de sosyal dengelerin sermayenin tabana yayılmasını temin ederek muhafazası ile mal ve hizmet piyasalarının rekabetçi özelliğinin pekiştirilmesi ve verimliliğinin arttırılması olduğu düşünülmektedir.

    Topluluk Rekabet Hukuku'na uyum kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'u 13 Aralık 1994 tarihinde yürürlüğe koymuştur. 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde Rekabet Kurulu, Kanun'un yürürlüğe girmesinden 27 ay sonra, 1997 yılının Mart ayında oluşturulmuştur.

    Rekabet Kurulu hızlı bir yapılanma ile Rekabet Kurumu'nu oluşturmuş, uzman personel yapılanmasını sağlamış, gerekli yönetmelik ve tebliğleri yayımlamaya başlayarak ve 5 Kasım 1997 itibarıyla etkin olarak faaliyete geçmiştir.

    4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un ana esasları Avrupa Topluluğu Rekabet Hukuku'na dayandırıldığı düşünüldüğünde, Türkiye'deki Rekabet Hukuku sistemi, büyük ölçüde Topluluk sistemine benzer bir uygulamaya sahne olacaktır. Öte yandan Avrupa Topluluk kurumlarının geliştirdiği içtihatlarının Türkiye tarafından da kabulü bu benzer uygulama alanını genişletecek niteliktedir.

    Yukarıda belirtilen nedenlerden ötürü çalışmamızda, Avrupa Topluluğu Rekabet Hukuku'nun temel birimlerinin incelenerek bu kapsamda sistemin işleyiş usül ve esaslarının irdelenmesi sonucunda rekabeti kısıtlayıcı ya da engelleyici anlaşma, uyumlu eylem ve kararların, özellikle dağıtım sistemlerinde istisnalar tanıyan muafiyet rejiminin, hakim durum ve bu halin kötüye kullanılmasının ve nihayet birleşme ve devralmaların içtihatlarla bezendirilerek incelenmesi düşünülmüştür.

    Topluluk Pazarı ile Türkiye pazarını yakınlaştıran dış ticaret süreci, Gümrük Birliği ile pekiştirilmiştir. Gümrük Birliği sürecinde ise kurumsal yakınlaşma bütün hızı ile devam etmektedir. Kurumsal yakınlaşmanın temel iki unsuru, mevzuat uyumu ve teşebbüs yapılarının benzeşmesidir. Rekabet Hukuku'nun Türkiye'de etkin olarak uygulanmaya başlaması ise, iş odaklarındaki kurumsal yakınlaşmayı hızlandırmıştır. Bu ortamda etkin olarak faaliyetlerine başlamış olan Rekabet Kurumu ilk içtihatları oluşturmaktadır. Fakat mer'i mevzuatın uygulanmasını şekillendirecek olan Topluluk mevzuatı, yüzbinlerce sayfalık bir müktesebat bütünüdür. Kamu bürokrasisinin, akademik çevrelerin ve özel kesimin kurumsal yakınlaşma sürecinde doğrudan etkisi altında bulunacakları Topluluk Rekabet Hukuku uygulamalarını yakından tanımalarının, Rekabet Hukuku'nun Türkiye'de etkin olarak uygulanmasında faydalı olacağı düşünülmektedir. Bu eserde Rekabet Hukuku'nun temel sistematiği doğrultusunda, Topluluk rekabet mercilerinin uygulamaları üzerine yoğun referanslar yapılmış ve Türkiye'de ortaya çıkabilecek olası vakalarda bilimsel derinliğe inilebilmesi için kaynak kitabı niteliği korunarak kaleme alınmış, yorum ve yargılardan kaçınılmıştır.

    Rekabet Kurulu'nun kararları ve idari yargının denetimi doğrultusunda Türkiye'de Rekabet Hukuku zenginleşecektir. Bu süreç içerisinde Rekabet Hukuku üzerine bu çalışmadan tüm kesimlerin faydalanabileceği ümit edilmektedir.

      Sayfa : 1/49
      123...49>